Kleptomani nedir?

İnsanlarda karşı konamayan çalma etkisi biçiminde kendini belli eden bir ruh hastalığıdır. Hasta, çoğunlukla kişiliğinin içinde önceden saklı kalmış gizli bir eksikliği gidermek için çalar. Bu yüzden eksikliğin niteliği araştırılıp ortaya çıkarılırsa, hasta iyi olabilir. Kleptomani, hırsızlıktan farklıdır. Hırsız satmak, para elde etmek için çalar. Kleptoman ise dikkatini çeken, ya da hoşuna giden bir şeyi değerli olsun veya olmasın çalar. Kanun bakımından, bir hırsızlık olayında suçlunun kleptoman olması, bir savunma sebebi olarak ileri sürülemez.

Ancak tıp suçlunun kleptoman olduğuna karar verirse bu, karar üzerinde bir dereceye kadar etkili olur. Bunu ortaya koyan sebep, psikolojik bozukluğa bağlı olarak husule gelen, çalma içgüdüsüdür. Çoğu vakalarda çalınan eşya, hiç bir maddi-manevi değer ihtiva etmeyen, basit bir nesnedir. Kleptomanlar aynı zamanda altta yatan ruhi bozukluğun da belirtilerini gösterebilirler veya olay sadece kleptomani olarak açığa vurulur.

Bazı görüşler kleptomaninin baskılara karşı reaksiyon olarak kişide ortaya çıktığını belirtmektedir. Anne ve babanın yahut diğer üst güçlerin (öğretmen, gruptaki güçlü arkadaşlar, polis vb.) karşısında çocuk, kendi şahsiyet ve gücünü hırsızlıkla ispatlamaya çalışır. İlerleyen senelerde bu davranış tamamıyla yerleşir ve kişinin günlük hayatının bir parçası olur. Kovalanmak (takip edilmek), cezalandırılmak, başkalarında hayret ve dehşet uyandırmak kleptoman için oldukça mutlu ve gayeye ulaşılmış anlardır.

Sosyal hayat bakımından bozuk kişilerde ortaya çıkmasına rağmen kleptomani, kişinin aptal veya idrakten yoksun olduğunu ortaya koymaz. Kleptomanların çoğu oldukça zeki ve teknik kabiliyetlere sahip kişilerdir. Onlardaki marazi bozukluk, namuslu ve başkalarının haklarına saygılı bir hayatın sıkıcı olduğuna inanmaları veya bunu şuuraltına böyle yerleştirmeleridir. Başarılı bir tedavi, cezalandırmalara değil sabırlı psikiyatrik araştırmalara bağlıdır. Burada en önemli faktör, altta yatan sebebi gün ışığına çıkarmak olmalıdır. Bundan yaklaşık 200 yıl öncesinde Matthey tarafından tanımlanmıştır. Mattheye göre kleptomani kişisel gereksinme ve parasal değere önem vermeksizin nesnelere çalmaya yönelik dürtülere karşı koyamamaktır.

Kleptomani genel anlamda hırsızlı hastalığıdır. Kleptomani ruh sağlığının bozulması sonucu oluşmaktadır. Genellikle çocukluk yıllarında baskı gören kişilerde görülmektedir. Aslında temelde hastalar hırsızlık yaparak cesaretini kanıtlamak istemektedirler. Hırsızlık hastaları herhangi bir eşya çaldıklarında büyük bir mutluluk hissederler. Ve sonrasında kendileriyle gurur duyalar. Çalınan eşyanın değerinin hiçbir önemi yoktur. Çünkü asıl amaç ruhu tatmin etmektir. Hırsızlık yaptıkça kendilerini daha rahat hissederler. Örneğin;bir misafirlikte çaldıkları küçük bir oyuncak hastalarda önemlidir.Yani amaç hırsılık yapmaktır. Çaldıkları eşyaların işlerine yarayıp yaramadığının önemi yoktur. Kleptomani hastaları genelde kişisel gereksinim ve parasal değeri için hırsızlık yapamaz. Hastalar dürtülerine engel olamamaktadır.

Kleptomaninin sıklığı (insidansı) ve yaygınlığı (prevalansı) tam olarak bilinmemekle birlikte, çok az görülen bir bozukluk  olarak tanımlanmaktadır. Bilinen kleptomani olgularının çoğunluğunun, mahkemelerde yargılanan mağaza hırsızları olması nedeniyle, bu tür olguların değerlendirilmesi ile elde edilecek veriler toplumdaki sıklığı yansıtmaktan  uzaktır. Bununla birlikte, mağazalardan  mal çalan  bu kişilerin ne kadarının kleptoman olduğuna ilişkin çelişkili bulgular vardır. Arieff ve Bowie, mağaza hırsızlarının %3.8’ne  kleptomani tanısı koyarken, Medlicott bu sayıyı %10 olarak bildirmiştir (Goldman 1991, Murray 1992) .

Bradford ve Balmaceda (1983) ise 50 mağaza hırsızından sadece 2’sine (%4)  DSM-III-R’ye göre kleptomani tanısı koymuşlardır. McElroy ve ark (1991a) bir çalışmasında, mağaza hırsızları arasında gerçek kleptomani olgularının oranının çok az olduğunu, %0-8 arasında değişebileceğini belirtilmiştir. Cupchik (1992),  değerlendirdikleri yüzlerce mağaza hırsızları arasında kleptomani tanısı alan hasta sayısının 10’dan az olduğunu bildirmiştir. Ayrıca diğer değerlendirmelerde (Burt 1995, Kaplan ve ark 1994), kleptomaninin mağaza hırsızları arasındaki olası oranının %3.8 ile %24 arasında değişmektedir. DSM-IV’te (APA 1994) ise belirlenebilen mağaza hırsızları arasında kleptomaninin sıklığının %5’ten az olduğu ileri sürülmüştür. Bulimialı hastalar üzerinde yapılan bir çalışmada ise Hudson ve ark (1983), bu hastaların % 24’nün kleptomani tanı ölçütlerini karşıladıkları belirtmişler, bu değerlendirmeye dayanılarak yapılan bir hesaplamada kleptomaninin toplumdaki yaygınlığının en az binde 6 olabileceğini  ileri sürmüşlerdir.

Bütün bu oranlara karşın, kleptomaninin toplumdaki oranının belirlenenden daha fazla olabileceği öne sürülmüştür (Ginsberg 1985, McElroy ve ark 1991a). Bunun en başta gelen nedenleri arasında, kleptomaninin gizli tutulan bir bozukluk olması,  kişilerin  bu durumdan utanarak açığa çıkarılmayıp saklanması ve sağaltıma yanaşılmaması sayılmaktadır. Hırsızlık yapan birçok kişinin yakalanmaması, böyle durumlara tanık olanların durumu ilgililere bildirmemesi, hırsızlıkla suçlananların    çok tanınmış  kişiler  olması durumunda  yasal işlem yapılmaması, kleptomani tanısı konabilecek hastaların belirlenmesini engellemekte ve bu bozukluğun sıklığının daha az görünmesine yol açabilmektedir (Goldman 1992a, McElroy ve ark 1995, Russell 1972). Çalma eyleminin sıklıkla antisosyal bir davranışın sonucu olarak değerlendirilmesi, psikiyatrik görüşmede kleptomaninin yeterince sorgulanmaması, DSM-IV’teki kleptomani tanı ölçütlerinin tanının yaygın olarak  konmasını güçleştirmesi gibi nedenlerle oranının düşük olabileceği  ileri sürülmüştür (Goldman 1991).

Kleptomani, kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülmektedir (Ginsberg 1985, McElroy ve ark 1992, Murray 1992). McElroy ve arkadaşları (1991) bir gözden geçirme çalışmasında  kleptomani tanısı alan olguların  %77’sinin kadın olduğunu bildirmişlerdir. Goldman (1991,1992a) bu oranı %81, Bergman ve Sarasalo ise (1996) %75 olarak bildirmişlerdir. Kleptomanların çoğunluğunun kadın olması çeşitli nedenlere bağlanmıştır. Kadınların erkeklerden daha çok psikiyatrik yardım için başvurma eğiliminde oldukları, ayrıca erkek kleptomanik olguların mahkemeler tarafından doğrudan cezaevine gönderilirken, kadınların psikiyatrik değerlendirmeye yollanmalarının kadınlarda bu bozukluğun daha fazla görülmesini açıkladığı düşünülmektedir (Bradford ve Balmaceda 1983).

Gibbens’in (1981), mağaza hırsızlığından dolayı tutuklanan erkeklerin kadınlardan daha fazla olduğunu bildirmesi bunu destekler niteliktedir. Bir açıklama ise, dürtü denetim bozukluğu bulunan erkeklerin daha çok saldırgan türde davranış sergilemeleri, kadınların yıkıcı davranışlarının daha az olmasıdır. Dürtü denetim bozukluklarından patolojik kumar, piromani ve aralıklı öfke patlaması (intermitant eksplosif)  bozukluğunun erkeklerde, kleptomani ve trikotillomaninin kadınlarda daha sık olması bu düşünceyi destekler niteliktedir (McElroy ve ark 1992). Kleptomani, genellikle çocukluk, ergenlik  ya da erken erişkinlik döneminde başlamaktadır (Goldman 1991,1992a, Kaplan ve ark 1994, McElroy ve ark 1995). Bozukluğun ortalama başlama yaşı, 20 yaş dolayındadır.

Psikiyatrik yardım için başvurmadan 15-16 yıl önce hastalığın başladığı, sağaltım için başvurulduğu dönemde kadınların ortalama yaşının 35, erkeklerin 50 olduğu, her iki cins birlikte değerlendirildiğinde başvuru yaşının 36-38 yaş olduğu bulunmuştur (McElroy ve ark 1991b) . Moak ve arkadaşları (1988) ise , son on yıldır 60 yaşın üstündeki insanlar tarafından, ilk defa işlenen mağaza hırsızlığı suçlarında bir artma görüldüğünü belirtmiş, yaşlıların hırsızlığı sıklıkla ekonomik nedenlerle yapmamalarından dolayı, bu hırsızlığın psikiyatrik bir bozukluğun belirtisi olabileceğine dikkat çekmiştir. Dört olguyu ele aldıkları çalışmalarında bu tür hastalarda kleptomaninin bir tanı olarak her zaman göz önünde tutulması gerektiğini vurgulamışlardır.

Nedenleri

Kleptomaninin nedenleri konusunda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Ünlü psikiyatr Sigmund Freud'a gore kleptomaninin kaynağı, bireyin içindeki bastırılmış cinsel çatışmalardır. Çalınan nesneler kişiye bir tür cinsel doyum sağlamaktadır. Her ne kadar biraz zorlamayla her tür nesneye cinsel bir anlam yüklenebilirse de bu kuramın kanıtlanması oldukça güçtür. Bir başka görüşe göre ise kleptomani, toplumdan öç alma yoludur, yani simgesel düzeyde kişinin, kendi gücünü kanıtlama ya da çocuklukta yaşanan somut ve soyut yoksunlukları giderme yoludur. Ancak, bu kuramları destekleyecek kanıtlar elde edilse bile, tedavide fazla bir yardımı olmayabilmektedir.

Belirtiler

Gerçek kleptomani, sürekli yinelenen ama her seferinde farklı, değersiz nesnelerin çalınması biçiminde kendini gösterir. Bu nedenle yalnız bir kez çalma girişiminde bulunan çocuk, ergen ya da yetişkin, ruhsal bakımdan uygun bile olsa kleptoman sayılmaz. Aynı biçimde, sürekli olarak aynı tip nesneler, sözgelimi kadın iç çamaşırı çalan birine de kleptoman denilemez; çalınan malın cinsi değişmemektedir.

Genellikle bir kleptomanın hırsızlık anında ne yaptığının farkında olmadığı sanılır ama bu görüş doğru değildir. Bazıları da yaptıklarına gerekçeler yaratırlar, sözgelimi çaldıkları malın aslında kendilerine verildiğini öne sürer ya da daha önceki gelişlerinde malın parasını ödemiş olduklarını söylerler. Ancak kleptomanın bunları kendini zor durumdan kurtarmak için uydurması söz konusu değildir, inanarak söyler. Başka bazı durumlarda da kleptoman, ne yaptığının farkındadır ama gerçekleştirdiği edimin ne tür sonuçlara yol açacağını bilmez.

Tedavi

Kleptomani oldukça seyrek görülen bir durumdur; bu yüzden genel bir tedavi yönteminden söz etmek olanaksızdır. Ayrıca bazı kleptomanlar, henüz bilinmeyen nedenlerden ötürü tedavi edilmeleri konusunda oldukça isteksiz davranırlar.
Kısalığının sağladığı üstünlüğü yüzünden sık sık başvurulan tedavi yöntemlerinden biri, davranış tedavisi kapsamına giren "örtük duyarlılaştırma" tekniğidir. Hasta, hırsızlık olayını bütün ayrıntılarıyla gözünün önüne getirmeye çalışır ve daha sonra terapistin yardımlarıyla olumsuz sonuçlarını hayalinde canlandırır. Sözgelimi yakalanmak, mahkemeye çıkarılmak, gazetelere manşet olmak gibi… Bu arada terapist, hırsızlık sonucu ailesinden ve arkadaşlarından alacağı tepkileri oldukça karamsar ve olumsuz bir tablo çizerek anlatır.

Böylece, çalma edimine sıkıntı ve stresin eşlik etmesi, yani hastanın koşullanması sağlanır. Sonuçta hastada, hırsızlığa karşı bir nefret uyanır; böylece bir daha hırsızlık yapmaz. Eğer bu yöntem işe yaramazsa, psikiyatri uzmanlarının önereceği başka yollar denenmelidir. Kleptomani, genelde, nedensiz yere çalmaktır. Başka bazı durumlarda ve streslerde de hırsızlık için geçici dürtüler oluşabilir, ama bunlar kleptomani değildir. Küçük çocuklar sık sık hırsızlık yaparlar, bunun nedeni hem bir şeyler elde etmektir, hem de "benim" ve "benim olmayan" kavramlarının tam olarak oluşmayışıdır.

Çocuklarda ahlak duygusu, on yaşından önce pek gelişmiş olmaz. On yaşını geçen çocukların hırsızlık yapmalarının nedenlerinden biri de, sahip olma isteklerini bastıramayışlarıdır. Ergenlik çağnıdakiler ise başkaldırı, arkadaşlara gösteri ya da arkadaşların baskısı gibi nedenlerle hırsızlık yapabilirler. Orta yaşlılıkta geçirilen depresyon da hırsızlığa yol açabilir. Aslında bu durumdaki hırsızlık bir tür yardım ve ilgi istemedir. Bunların hiçbiri gerçek kleptomani değildir ve tedavileri, eğer gerekiyorsa, farklı biçimde yapılmalıdır.

Sözlükte "kleptomani" ne demek?

1. Dayanılmaz bir ruhsal itkiyle, kişinin çalma sayrılığı.

Kleptomani kelimesinin ingilizcesi

n. kleptomania
n. kleptomaniac
Köken: Fransızca